Ahlen, 28.07.2009
İslamiyetin Yüceliği, Gerçeğinde İlime Verdiği Değer
 
Din üzerinde, islamiyet hakkında görüş verebilecek yetkiyi elbette kendimde görmem mümkün değil.Söyleyeceklerim; islamiyet-Kuran’ı-Kerim hakkında kendini yetkili görebilen ilahyatçı hocalarımız ve zaman zaman görüşlerini medya aracılığı ile müslümanlara ileten Diyanet İşleri Başkanlığınca, internet sayfasında da ayrıca daha detaylı bilgilendirme programlarından öğrendiklerim, islamiyetin gerçekten ilime, doğruluğa, insanlar arasındaki sevgi bağlarının daha kuvvetlenmesine ne kadar önem verdiğini biliyorum. Aslında herkesce de bilinen hususlar bunlar.
 
Dünyadaki bütün müslüman ülkelere baktığımızda eksik olan birşeylerin olduğunu acıyla görüyoruz.Bir yerlerde büyük eksikler yapmış olmamız lazım ki hep geri kalan ülkeler müslüman ülkelerdir.Bunları düşünürken bir yerlerde eksiklik görmek istemediğimi, eksik aramadığımı altını çizerek özellikle belirtmek isterim.
 
Hristiyanlar dinde reform yaparken islamiyet ilim ve bilimde zirvesini yaşıyordu.Taa on birinci yüzyılda avrupalılar islam alimlerinden öğrendiklerini televizyonlarında belgesel olarak gösteriyorlar.Yani islam alimleri bir müslüman olarak ilimde ne kadar ileri gidebildiklerini her alanda ispat etmişler ve bütün dünya bunu kabul ediyor.Bugün neden bu kadar geri kalmışlık, kimler nerede eksiklik yapıyor, yoksa inancımızda, imanımızda bir biraz gerilere mi gittik ? Yoksa kapitalistlerin işine mi böyle geliyor.Burada epey düşünmemiz, mantıklı kararlar almamız gerekir diye düşünüyorum. Kapitalin dini imanı yoktur, çıkar, para, maddiyatçılık kapitalin anlayışıdır, prensibidir.
 
Kalkınma bütün ülke olarak, bütün bireylere tek tek, kendi üzerine düşen görevi yaparak „adam sende“ demeyi unutarak, en önemlisi de insanlara önyargılı yaklaşımı unutarak, birbirimizi kabullenerek, yapılan her işi kimin yaptığına bakmamaksızın takdir ederek mümkündür.Birbirimizi karalamak, çelme atmak, yapılan işlere değer vermemek, hatta köstek olmak kimsenin hayrına olmaz.Varolan enerjiyi, birbirimize karşı kullanarak bir yere varılamayacağı gibi, bu durum kalkınmamızı istemeyen ülkelerin ekmeğine yağ sürmek demektir.Ben bunları şunun için söylüyorum : Kimliğin Türk Kimliği ise, özelinde senin bir makam sahibi olman hiçbirşeyi değiştirmiyor.Yani hepimiz aynı tencerenin içine konuluyoruz. Ben istediğim kadar öğretmenim diyeyim, öbürü doktorum desin, bir başkası profesörüm desin ; sana sen Türksün dediği zaman şunu kastediyor, ne olursan ol, senin değerin benim gözümde yok. Bunu aşabilmek ; ancak ancak toplum olarak ve dünyada ülke olarak başarılı olmak, en önemlisi ekonomik olarak, ya da silah sanayisinde söz sahibi olmak, bilimde söz sahibi olmakla mümkündür. Maalesef batılılara inançsız veya yanlış yoldalar diyenler batının icat ettiği, tekniğiyle yaptığı lüks eşyalarla batılılardan fazla bir lüks yaşam sürerken batılılar durmamaksızın harıl harıl çalışıyor. Oysa dinimiz çalışmayı kutsal sayıyor, ibadetten sayıyor. Elbette iş bul da çalışayım diyenler çok olacak.Çalışmak ille de bir fabrikada iş yapmak değil.
 
Çağ, bilgi çağı, çağ iletişim çağı, çağ bilim çağı. Ama hep beraber yaşıyoruz daha nelerle uğraştığımızı. Yok efendim sakızdan oruç bozulur mu bozulmaz mı, yok aybaşı günlerinde oruç tutar mı tutmaz mı, yok iğne vurunursam orucum bozulur mu, buna benzer sadece gündemi, günleri geçirmek. Bunlarla gündemi meşgul edip insanların dikkatini oraya çekerek sanki bu dünyada yapılacak hiçbir işimiz yokmuş gibi gereksiz yere gündemi meşgul etmek.
 
Eğer bir insan gerçekten amacı ibadet yapmak da bilmediği   şeyler varsa, devletin koskoca Diyanet İşleri Başkanlığı ,en sağlam bilgileri tartışmasız bir şekilde asıl yerinden ve birinci elden öğrenebilir. Üstelik Diyanet İşleri Başkanlığı, müslüman ülkeler içinde emsalsizdir.Zaten reklamına da ihtiyacı olmadığı için medyada göremezsiniz.İnternet sayfaları var, müftülükler var, cami hocaları var, yani sorma imkanları sınırsız.Siyasetle ilgileri yok, şahsi menfaatleri yok.Yani ille de bir tarikat veya tarafgir olan bir hocaya mı sormak lazım.Kısacası, ibadet yapmak isteyenler TV programlarında yapılan veya yapılacak tartışma programlarından sonra mı ibadet edcek ?
 
İslamiyetin temelleri ve inanç-iman olarak bu kadar sağlam iken neden biz istenilen ileri bir seviyede değiliz.Kitap bir, Peygamber bir, Allah bir, iş yoruma ve menfaata gelince yollar bin.Aslı değişmesi mümkün olmayan bir kitabın nasıl olur da yorumuna gelince müslümanlar birbirine düşman olabiliyor ? Mümkün olamaması lazımken mümkün oluyor.İşin en acı tarafı da asan, kesen Allah adına yapıyor. Hatta bir adım ileri gidenler, istediğini cennete, istemediğini cehenneme bile gönderme hatasına düşebiliyor. „Allah büyük „ deyip arkasından insanlar hakkında hüküm verebiliyor. „Para ile İman kimdedir, tek Allah bilir „ sözünü çabuk unutuyor hükmü kendimiz veriyoruz.
 
Dinimiz islamiyet, birliği, dirliği, bütünlüğü, yardımlaşmayı öngörürken kamplara bölünüyoruz. Çok fazla düşünmeye gerek yok, bir Afganistan örneği, bir Irak örneği.Kim kimi vuruyor, kim kimi koruyor, kim dost, kim düşman, çözülmesi mümkün olmayan bir bulmacaya dönüştü. İnsanları yazılarıyla bilgilendiren yazılı medya, görsel medya….herkes üzerine düşen doğruyu yaparsa sorunlar çözülür, aksi halde bundan hiç kimsenin menfaati olamaz, sadece kapitalin, kapital sahiplerinin.
Mustafa Dumlu

Please publish modules in offcanvas position.