Ahlen, 20.01.2010
Gaybi Köyü’nün Ekonomik Koşulları
 
Fakir insanlar, zengin gönüller, Gaybi Köyü……
Evet, köyümüzün ekonomik koşulları hiç de iç açıcı değil, öncesinde de böyleydi bugün de böyle. Ülkemizde daha fakir olan köyler olduğu gibi varlıklı olan köylerde mevcuttur. Ülke geneline göre Gaybi Köyü bu ekonomik koşulların neresinde, bunu tesbit etmek imkansız sanırım.
 
Sebzeden meyveye, ekimin her türlüsü ve hayvancılık olmak üzere her türden ziraat üzeri uğraşılar geçim kaynaklarımızdır. Ova köylerinden farklı olarak sebze ve meyve daha ağırlıklı, yanısra hayvancılık da yapılır köyümüzde.
 
Yetmişli yıllara kadar elmacılık başta olmak üzere sultani kirazı, armut, şeftali, üzüm ve diğer diğer meyveler yetiştirilerek geçim sağlanmaya çalışılırdı. Hiç meyve olmayan ve yetiştirilmeyen ova köylerine en az bir günü vermek üzere eşeklerle meyve satmaya, yünle takas etmeye gidenleri ben bile birazcık bilirim.
 
Zamanında biraz olsun para eden elmacıcılık taşımacılığın getirdiği masraflar, komisyon verme ve nihayet ilaçlama nedenlerinden dolayı ailelerin geçimine yetmez oldu. Yetmişli yıllardan itibaren başta beyaz kiraz olmak üzere napolyon kirazı ve sapı uzun vişne para eder oldu, bazı yıllar beyaz kirazdan iyi para kazananlar olduysa da fiyatları genelinde düşürüldü, işçilik göze görünür şekilde ödenemez hale gelir oldu. Adamı olan ve kirazını kendi toplayabilenler işçiliğini değerlendirmiş oldular. Zaten beyaz kiraz, taşımacılığı ne kadar hassas ise don olayına karşı da o oranda hassas olup bazı yıllar istenilen randımanı da vermiyor.
 
Avrupaya endekslenen çiftçilik, teknolojinin gerekliliği yanısıra parça parça olan parsellerin birleştirilerek büyük çiftlikleri ve çiftçiliği de beraberinde getiriyor. Aynı zamanda iyi örgütlenmiş çiftçiler devlet desteklemesinden de yararlanıyor. Aynı şekilde sayısı günden güne azalan bakkalların yerlerini önce orta büyüklükte marketlere ve nihai olarak super marketlere bırakarak yaşam savaşı vermeleri gibi.
 
Küçük çiftçilerin ve ziraatçıların büyük çiftçilere göre kar yapmaları sözkonusu olamaz, ezilirler. Ancak emeklerini paraya çevirmiş olurlar, kazançları ise kendilerine bir iş bulmuş oluyorlar. Zaten istatistiklerde çiftçiler toprağı, işi olsa da olmasa da işsiz görünmüyor.
 
Hayvancılık yapılıyor, imkanlar da aslında iyi, buna rağmen ekmek yiyemediğini söyleyen köylülerimiz var. Etin kilosu maalesef Avrupadan pahalı, ona rağmen hayvancılıkta da ekmek yok deniyor. Et, süt, yağ ve peynir hiç de ucuz değil ülkemizde. Benim çocukluğumda ve gençliğimde küçük baş hayvanlar için hazır para, cep harçlığın hiç eksik olmaz denirdi.
 
Köyümüz öyle bir yere kurulmuş ki bir tarafı dağlık ve hayvancılık için elverişli, sulak ve susuz arazilerimiz var, hem ekin için elverişli, hem de sebze ve meyvecilik için elverişli. Ancak olan arazi belli bir sayıdaki nüfusu besleyebilir. Avrupaya başlayan göçleri okuyanların da çeşitli şehirlere yerleşmesiyle köyün arazisi kalanları iyi kötü idare ediyor sanırım. Yine de şehirde kalanlar veya başka şehirlerde kalanlar zaman zaman köyden bazı ihtiyaçlarını gideriyorlar.
 
Avrupa Ekonomik Birliği tam üyelik görüşmelerinin sonucunda ( şayet üyeliğe kabul ederlerse ) çiftçilere ne getirecek, merak ediyorum. Ben kendi adıma hiçbir beklentim yok.
 Mustafa Dumlu

Please publish modules in offcanvas position.