Ahlen, 06.09.2009
Her  Yönüyle  Gaybi  Köyü – Gaybi  Köylü  Olabilmek

Bir deniz dalgası misali köy, küçücük derli toplu bir, Toroslara sırtını vermiş, kim demiş ki bu köy kaybolacak, Gaybi  Köyü, güya kaybolmaya istinaden ad verilmiş.

Ancak köyümüz için doğurgan bir sıfatı verebiliriz, sadece ben bu yaşıma kadar köyde doğup büyüyüp göç edenleri bilirim, köyden göçmesine rağmen unutmamış, en önemlisi de köy belli bir oranda nüfusunu koruyor.

Kimler geldi kimler geçti,
Kimlere nasip olmadı Pınarönü’nün suyu,
Bağlarında gelişmiş birçoklarının huyu,
Ağırı, oturaklısı, çayı ve kahvesi,
Unutulmamış nineleri, dayıları,
Halaları, dedeleri ve büyükleri,
Baharlarda gürül gürül akan çayı,
İçilirdi köy kahvehanesinin çayı,
Uzun kış günlerinin arabaşısı, meyvesi,
Her çeşit sininin içinde çerezi,
O tertemiz havası,
Gaybi Köyü, Gaybi Köyü.

Tepe Ensesi Kara Daşları,
Bir vadi içinde kerpiç evleri,
Binlerce yıllık taş ve kayaları,
Taşların arasında çiğdem ve burçalıkları,
Damları süsleyen yuvakları,
Çakılarası, Dolayı ve Yeniceköyü,
Yakaköyü, otlarıyla beslenen koyun ve kuzuları,
Küçük küçük evleri, bu evlerde büyüki haneleri,
Gecelerinde çıra ile gidilen apdesthaneleri,
Helaları,
Gecenin geç saatlerinde anıran eşekleri,
Gün ağarmadan sabahın habercisi horozları,
Kockoca bir çiftlik,
Binlercesi ekmek yemiş, suyunu içmiş,
Kimler gelmiiiiş, kimler geçmiş,
Kaybolmayacak bir Gaybi Köyü.

Köyde evlerin yapımı, yerlerin tesbiti öyle iyi yapılmış ki, o kadar seller gördüm, o kadar çok kar yağan kışlar gördüm, hiçbir ev bunlardan zarar görmemiş. Küçük bi köy olmasına rağmen güney uçtaki hane Hacı Umar;  kuzey uçtaki haneleri göremez, sırası ile Uzun Osman’ı, Keremamedi, Şaban Dayımları, Karaağilları ( Kara Haliller), Sadıkları, Tat Abitter Emmimleri, Niyazi’yi, Saramedleri, Pofilileri, Efeleri .

Aynı şekilde batıdan doğuya, yani tepenin eteklerindeki evler Aşağı Köydeki evleri göremez. Hatta bizim ev gibi tepenin eteğindeki evlerin sabahı birez erken olur. Güneş Göveşlikten çıktığı anda sanki bir ok gibi bizim evleri şavkartır, uyumak istesen de uyuyamazsın.

Bütün köy evleri kerpiçten olup önceleri çatı yoktu, düz damlardı, şimdilerde evlere çatı yaptırabilenler yaptırıyor, kerpiç evler bizim  Ortaanadolu için en ideal bir seçenek. Kışları sıcak ve yazları serin olur. Tabii damların bakımını iyi yapmak, kışları da karını kürümek şartı ile. Evlerin hemen hemen tamamı az veya çok bayırda yapılmış, zemin gayet sağlam, öyle sağlam ki bazı evlerin temeli direk kayanın üzerinden başlar. Bizim ev buna en iyi bir örnek.

Sırt sırta yapılmış evler adeta insanları da birbirine yakınlaştırıyor, birçok evlerin damından damına atlamak mümkün. Ev aralarındaki yollar pek geniş sayılmaz, eskiden bazı evlere giden yollar kayalıktı, mesela bizim eve giden yol, ayrıca yokuşu ile. İnsanlar gerçekten o fiziki şartlara alışıyor, iyi de oluyor dersem mübalağa etmiş olmam. Bu coğrafi yapı şartları bizi çocukluktan itibaren öyle geliştirdi ki düz yolda gider gibi iner çıkardık o yokuşları.

Bir tarafta Kara Memed Emmim,
Öbür tarafta Kambur Mustafa Emmim,
Ortalarında Kalmış Amad Alilerin Kazım Dayım,
Komşusu Kör Nazif Emmim,
Sesizliğiyle Kör Yusuf Emmi,
Biçerler karşısında koskoca fırdolayı çevrilmiş heybetli avlusuyla,
Koca ali Koca ali, gerçekten Koca Aliydi, heybetli görünüşüyle hep korkardım.

Yavaş yavaş Camiönüne gelirsin, meydanlık, Pazar yeri, görüşme yeri, durak, yolların ayrıldığı ve birleştiği yer, düğüm noktası, gerekirse niza yeri, cenazelerin uğurlandığı yer, karşılama ve uğurlama yeri, tanışma ve buluşma yeri, yeri…………

Gaybi Köyü eşittir Camiönü dersek yanlış olmaz. Beş ana yöne ayrılan yollardan en önemlisi Ereğli’ye ayrılan yol, ters istikameti Dedeköyü’ne devam eder. Yol üzerinde bir üzüm var ki asırlık, kaç yaşında olduğunu bilen yok. Ama yüz seneden itibaren düşünmek yanlış değildir. Motorcuların (Ahmet Dayı) üzümü, motor ve dolmuşculuğu ben beni bildim bileli var, köyümüze ilk olarak traktörü, dolmuşu, hatta otobüsü getirmiştir. Bütün aile araba ile uğraşıyor diyebiliriz.

Otuz sene öncesinde köydeki hanelerin evlerinin yerleri tam yerleşikti. Dışa pek açık olmayan, kendi yağı ile kavrulan köyümüzdeki hane sahiplerinin de belli özellikleri belirgin olarak yaşanırdı. Kışları kahvehaneye gelenler ve gelmeyenler, yazları Camiönünde belli yerlere oturmaya alışık olanlar, gelen geçene selam vererek konuşmaya sohbete alışkınlardı.

Bir nevi, olan olanakları zorlayarak yaşanan günleri süslemeye çalışırlardı. Biz küçükler ve gençler o günlerde kahvehaneye gidemezdik, şayet kahvehaneye babalarımızı veya bir büyüğü çağırmamız gerekirse buna sevinirdik. Daha öncelerinde çay içebilmek ayrı bir olaydı.

Biz küçüklerin korktuğum veya çekindiği büyüklerimiz olurdu. Mülayim olan büyüklerle rahat konuşurduk. Benim bu anlamda anımsadığım Mucuk Neşet ve kardeşi Ömer, şakacsıyla Mehmet Ali Dayı, Nebi Dayı, Gambur Mustafa Emmi ve diğerleri……..

Gulam ve Durlaz’a giden yolun ters istikameti yukarı mahalleye, bir başka deyişle Ağılönü, bizim eve ve nihayeti Ali Emmi’de bulur. Yine Camiönünden Kara Halillere, Uzun Osman ve Kambur Mustafa Emmimde son bulur, son bulmadan önce mezarlığın üzerindeki yolla kesişir.

Dedeköyü yolu üzerinden tekrar iki ayrı yol, başta Menduh Dayımlar olmak üzere Sübbü Emmime kadar gider. Hemen okul binamızın yanından Ziya Emmim, Çolaliler, Goca Vahdiler ve Kara Memed Emmimin evinde son bulur.

Değirmenbaşı yolu üzerinden Memiş Hüseyin ve Karakurtlara kadar giden yol parelel olarak Tahtaköprü  ve Çakılarası tarafında bağı bahçesi olanlar için yoğun kullanılır.

Topal Ayşe nenemle sessiz Fazlı Dayım,
Gardaşı İvrizliler tarafından yenmiş Mustafa dayım,
Çoğunluk sesini hep duyduğum Gara Adem Dayım,
Komşu Motorcu Ahmetle Hamşır Halil,
Sessiz ve becerisi ile Gambır Hasan Emmim,
Hiç unutulur mu şakası ve takılması ile Topal Hüseyin,
Hep bastonuyla Hara Halil Emmi ve Cücü İbrahim Emmi,
Vay emmim vay, avukat gibi, hazır cevap Durmuş Ali Emmim,
Hasret gitmiş bir çocuğa, bir o kadar da ıhmmmm, ıhmmmm Sübbü Emmim,
Komşu Şükrü Emmim, „ gız avraat „ sesiyle,
Hiç unutulur mu Mucuk bekir meşhur sessizliğiyle,
Galender mi galender, Mucuk Umarla Mucuk neşet,
Mülayim mi mülayım doymaz sohbetiyle,
Karacalar çabuk ayrıldı köyden, fazla bilmemem,
Çok severdim Topal Dudu Halayı,
Çok ağlardı „Üsünüm üsünüm „ diye yanayı,
Keramede deriz enişte, üç çocukla bir,
Pek çevikti teyzem Sayme,
Kim ne derse desin sevişidiler anam rahmetli ile,
Pek ustaydı dayım Şaban, lakabı Gök Şaban,
Efelerin Efesi, Celalettin Efe,
Hem Türkçesiyle, hem kuran okumasıyla,
Tanımam ben bir başka insanı,
Hayatını çocuklarına adayanı,
Ömrü billah çalışmasıyla,
Nalet olsun galenderlik, yoksulluk,
Daha niceleri böyle geçti, yok bolluk
Her biri sayfalar dolusu bir romanlık.

Çok eskilerde köy olan Yakaköy, Yeniceköy ve Ağılönü büyük bir ihtimalle bir şekilde köyümüzü oluşturmuşlar diye düşünüyorum. Kızılkisle ve Ballık tarafından da gelenler kesin. Yüzyılların hafızalara kazıdığı, yaşattığı olaylar köyümüz insanını ve bu insanların dokuz süleleden oluştuğu belli olsa da bu insanlar, yani köyün tamamı kız alıp vererek bir sülale haline dönüşmüş, akrabalık bağları ile birbirine bağlanmışlardır.

Son otuz yılda, dışarıya gidenler de olsa, dışarıdan gelenler de olsa, ayrıca damat veya kız gelin verme-alma şekliyle de olsa bir çekirdek olarak köy özünü korumuştur.Gaybi Köyünden çıkan insanlar köyü sevmese de geçmişleri köyde huzurda olup o duygu da insanları bir şekilde bağlıyor. Çekirdek, öz diye nitelediğim daimi köyde oturanlar geleneksel misafirperverliklerini, hala köylerde yaşayan insanlığı yaşatıyorlar. Bütün bu duygular dışarıdan gelen insanları da Gaybi Köylü yapıyor.

Gurur duyduğum en büyük bir özelliği de, insanlarının kibirli ve anurlu olmaması, artı öyle olanları da dışlaması. İnsanları fakir de olsa birilerinden istifade etmek için yalakalık yapmaz. Aralarında yapılan şakalar şaka niteliğini hiçbir zaman yitirmez. Çocukluğumdaki gördüğüm ve yaşadığım sosyal olma hali hala aynı şekilde devam eder. Ekonomik zor şartlara rağmen öz benlik aynen devam eder. Ciddi olarak yaşanmış bir kavgayı hatırlamam, kırgınlıklar ve dargınlıklar zaman zaman yaşanmıştır, yaşanabilir de. Önemli olan kırıcı olmamak. Kimsenin gözü kimsenin malında olmamıştır, hırsızlık ve benzeri adi olayları hiç duymadım.

Ancak son senelerde duyduğum bazı olaylara gerçekten üzüldüm. Dışarıdan, özellikle Durlaz tarafından köyün bahçelerine gelip ihtiyaçlarını babasının malıymış gibi temin edip gidenler oluyormuş.

Son olarak, köylülerimizden ve ilgi duyanlardan köyümüz sitesi diye yazı ve anılarını yazıp göndermelerini bekliyorum.

Gerek bana gelen mesajlardan, gerekse internet üzeri karşılıklı olarak hasretlerini yazışarak giderenler azımsınmayacak kadar çok. Arzu ederdim ki anısını bu sayfada herkesle beraber paylaşalım. Ne yazık ki bugüne kadar sayfa için özel yazanlar olmadı.

Gaybi Köyü ruhunu paylaşalım……


Mustafa Dumlu